Gitar ve ekipmanları yapımı

 
Kullanıcı avatarı
hackeiommi
Kayıtlı Kullanıcı
Başlık Yazar
Mesajlar: 129
Kayıt: 19 Ara 2016, 17:15

GRECO EGC-500 LAW SUIT LP İNCELEMESİ

03 Haz 2018, 21:52

Uzun bir süreden sonra yeni bir inceleme ile daha karşınızdayım. Bugüne dek genelde az tanınmış ve iyi gitarların ve ekipmanların incelemelerini yazdığım için bir süredir suskunum. Bu sefer hatırı sayılır bir süredir kullandığım için, artık Greco LP’ün incelemesini yazmaya karar verdim. Bir süre modeli konusu biraz karanlık kalsa da modelin EGC 500 olduğu kesinleşti. Bu da rahatça yazma cesareti verdi.

Konuyu Gibson Nighthawk’ta yaptığım gibi birkaç alt başlığa böleceğim. Çünkü gitarı bir kez satıp daha sonra farklı manyetiklerle geri aldım. Gitar aslında görünüş olarak Gibson LP Custom Cherry Burst modelinin bir kopyası. Yani pickguard ve manyetik çerçeveleri aslında siyah. Ama ben kendi zevkime göre hepsini de krem rengi yaptım.  

Önce gitarı ilk ve ikinci kez satın aldığım zamanlardaki tecrübelerimi ayrı alt başlıklar halinde yazacağım. Ardından kısaca Greco gitarlarından bahsedeceğim.

GRECO EGC500- İLK TANIŞMA

Bu bölümde gitar ile ilk karşılaşmam ve elime geçişinden kısaca bahsedeceğim. Reklama girmemesi için dükkân, mekân, semt adı vermeyeceğim. 

Sevdiğim bir müzisyen abim, bir gün beni aradı. LP alacağını söyledi ve yardımcı kuvvet olarak yanında olmamı istedi. Dükkâna girdiğimizde, hedef gitar olarak bana işçilik olarak son derece çirkin, -af edersiniz- kötü bir maddeyi andırır kahverengi bir Gibson Studio’yu gösterdi. Zira daha yılına bile bakmadan, ton olarak çok kötü tizlere ve baştan savma işçiliğe sahip bir gitara baktığımız belli idi. Gitarın tarihine dahi bakmadan vazgeçmesini söylemekle beraber, yine de denemesine itiraz etmedim. Beğenmedik. Ama bütçe meselesi vardı ortada. 

Bir anda dükkânın içinde, gözüme, bir süredir araştırdığım Japon markalarından Greco gözüme çarptı. Türkiye’de kanlı canlı, efsanevi bir Japon markası bir LP’ü ilk kez dünya gözü ile görüyordum. Ve işçiliği –bindingler, inlayler, boyası vs.- o kötü kahverengi Studio’yu havada karada dövüyordu. Fiyatı da daha ucuzdu. Dostum, elindeki Studio ile boynu bükük kurbanlık koyun gibi dururken bir anda dürttüm ve elindeki çöpü bıraktırıp derhal Greco’ya davranmasını söyledim. Biraz isteksiz olsa da, birkaç riff, üzerine de az bir Gary Moore çaldıktan sonra yüzü aydınlandı. Çünkü gitardan daha hacimli, daha canlı, daha sıcak bir LP tonu geliyordu. Üstünde orijinal PAF manyetikler vardı sanki. Günün sonunda kendisi Greco’yu kaptı ve Studio kurbanı olmaktan kurtuldu.
Lakin birkaç ay sonra elimdeki amfilerden biri ile Greco’yu takaslamak istedi. Ben de itiraz etmedim, çok istediği bir amfi idi çünkü. Bu noktadan sonra Greco sevdası bana da bulaştı.

GRECO STOK HALİNİN İNCELEMESİ:

Gitar elime geldiğinde çok sevinmiştim. Çünkü tonunu biliyordum. Aslına bakarsanız gitar, bir geçiş dönemi ürünü. Belki de bu yüzden kâğıt üzerinde aslında çok kötü bir LP. Üç parça maple kapak, iki buçuk parça (haydi üç olsun) gövde, neck heel de ayrı bir parça. Oysa aynı dönemde iki hatta tek parça maple kapak, neck heel kısmı birleşik saplar da yaygın. Ama gitarın tonu, dünyalara bedel. Hiç zorlanmadan blues, rock çalınabilen, Garry Moore, Led Zeppelin vb. LP temelli tonlar rahatça alınabilen bir gitar. Gövdesi gayet kalın. Sap yapısı, parmaklarınızın rahatça kavrayabileceği, bu açıdan biraz evcilleştirilmiş bir 50’ler sap. 

Gitar, stok manyetikleri ile cleande çok net, drive tonlarında ise gayet yırtıcı ve o tipik nezleli LP tonunu veren bir gitar idi. Tizlerin biraz önde olması sebebi ile Gary Moore tonlarından dahi biraz daha yırtıcı, ama rahatsız etmeyen bir gitardı. Stok potansları son zamanlara dek dayandı. Volüm potları, drive tonunu kıstıkça çok güzel temizleyen gayet kaliteli potlardı.

Gibson Custom modellerden bir farkı, köprü manyetiğinin daha vintage çıkışlı olması. Custom Gibsonlar’da son yıllara dek 15-16 kohm çıkışlı 498t kullanıldı. Onun da çıkışını sonradan 9 kohm civarına düşürdüler. Ama Greco’nun stok manyetiklerinin köprüsü 7,5 kohm, sap manyetiği ise 6,8-7 kohm civarı idi.

Her ne kadar high gain işleri için çıkışlar yetersiz olsa da, gövde kalınlığı itibarı ile olsa gerek, ağaç fazlalığını yüksek driveda mutlaka hissettirdi. Çok sert tonlarsa çıkamıyorsunuz belki, ama her zaman için daha hacimli ton elde ediyorsunuz. Üstelik gitar -belki de o tizlerin hafiften önde olması yüzünden- netlikten de inatla kaybetmiyordu.

Vintage tonlarda ise gayet kusursuz bir performans hizmeti sunuyor. İster Amerikan ister İngiliz tarz bir amfiye bağlayın. Elinizde her zaman net, her zaman vurgulu ve net bir ton var. Bir diğer avantajı is Volute Neck olması ki headstock kısmının kırılmasını egnelleyen Norlin dönemi mühim bir gelişme. Bugün ancak Custom Shop siparişi ile yaptırılabiliyor.

Bu avantajlara rağmen, bir ara paraya sıkıştım ve satmak zorunda kaldım ve içim acıyarak da olsa sattım. Bu durum beni çok üzdü. Ama en azından LP konusunda doğru yolu bulmuştum. Olay, fiyat/performans kavramının da çok ötesinde idi. Hani “şu kadar para verdim, bir Gibson değil ama o paraya değer” bir gitar değildi elimde olan. Gibson kalitesi ile aşık atan bir gitarı satmıştım. 

Birkaç ay sonra, gitarın yeniden satılığa çıktığını gördüm. Ama bu kez gitarda bir değişiklik vardı. Manyetikleri değişmişti. Seymour Duncan Seth Lover seti takılmıştı gitara! Aciliyetten de fiyatı düşürülünce dayanamadım geri aldım gitarı.

GRECO SETH LOVER MANYETİKLER İLE İNCELEMESİ:

Alnico II manyetikleri hep merak etmiştim. Bu sefer eski gitarım ve yanında bir cevapla eve dönmüştük. Daha önce Gary Moore’a yakın karakter gösteren gitar acaba ne hale gelmişti? Seth Lover manyetiklerin de çıkışı aşağı yukarı stok manyetiklerine yakındır. Cevap gayet net olacaktı. Oldu da.

Gitarın karakteri iyice vintage hale gelmişti. Bu sefer, Warren Haynes tonlarına yaklaşmıştı. O derinden gelen tizler elenmiş, bas, tiz, mid hepsi dengelenmiş, tane tane duyulur hale gelmişti. Tonal hacmini korumuş, iyice de yağlı tonlar çıkmaya başlamıştı. Garry Moore? Hala çalınıyor, ama daha yağlı geliyor tonlar bu kez.

Clean tonlarda gayet net, gayet dengeli ve baskın. Neredeyse strat aratmaz güzellikte cleanleri var. Crunch tonlara geçtikçe gitar çoşmaya başlıyor. O tarihi LP tonu var ya, kim demiş "Gibson bir tanedir, eline su dökülmez" diye? Greco değil su dökmek, çağlayan gibi bu konuda. Her amfide kendi karakterini gayet net ortaya koyuyor.

Yüksek gain seviyesinde yine yetersiz kalsa bile, netliği ile çok ayrı bir tona sahip bu manyetiklerle. Her nota, her bend, vibrasyon tek tek geliyor. Gitarda şu anda "yetersiz" veya "keşke" diyebileceğim bir kısım yok. Blues'dan Hard Rock'a son derece karakterli bir gitar. 1982'den bu yana, stok burguları ve hardware kısmında renk atması olsa da, hiç bir aşınma, korozyon söz konusu değil. Stok olarak zaten kemik üst eşik var. Gibson'un genelde plastik eşik kullandığını düşünürsek, Greco ekibini takdir etmemek mümkün değil.

Uzun sözün kısası, günümüz Gibsonlar'ına güvenmektense, bu tip Law Suit gitarlara güvenip hem yüksek performans almayı hem de paramı korumayı tercih ederim. 

GRECO GİTARLARI HAKKINDA YAN BİLGİLER

Greco'nun LP gitarları, kendi içinde ekonomik ve pahalı olmak üzere iki kategoriye ayrılıyorlar. Genel olarak EG 450'nin altındaki modeller daha çok Epiphonelar gibi bütçe gitarları. Farklı ağaçların da kullanıldığı başlangıç gitarları. EG450 bu konuda bir sınır diyebilirim. EG500 ve üstü modeller tonal olarak kalitede üst düzey gitarlar. Bu düzeyde fiyat farkını belirleyen şeyler işçilik ve malzemenin albenisi. Yani gitarda kullanılan maple kapakların cinsleri, klavyede kullanılan pearl ve abaloneların kalitesi, binding işçiliği fiyat farklarının ana sebebi. Tonal açıdan bir fark yok. farkı manyetiklerin modelleri yaratıyor. Çok fazla da manyetik çeşidi yok. Döneme güre iki farklı fabrikada sarılmışlar; Maxon ve 1984'ten sonra Fujigen. Bu açıdan farklar olması mümkün.

Greco gitarları, Gibson 1970'lerde pancake gövdeler, Deluxeler vb arasında yolunu kaybetmişken, 58, 59, 60 reissue niteliğinde LP'ler yapmış. Bu yüzden de Gibson tarafından dava edilmişler. Gitarların ABD piyasasına girmeleri engellenmiş. Ancak günümüzde marka saplantısı olmayan LP fanatikleri tarafından deli gibi satın alınıyorlar. Fiyatlar hala Gibsonlar'ın altında.